Yabancı Paraların Değerlemesi: Dövizli Alacak ve Borçlar (VUK 280)

Yabancı Paraların Değerleme Esası

Vergi Usul Kanunu'na göre işletmelerin kasasında veya hesaplarında bulunan yabancı paralar, dönem sonunda borsa rayici denilen bir ölçüt kullanılarak değerlenir. Bu yaklaşım, yabancı paranın o anki gerçek piyasa değerinin mali tablolara yansıtılmasını amaçlar ve değerleme işleminin temel kuralını oluşturur.

Kanun, borsa rayicinin belirlenmesinde taraflar arasında muvazaa yani gerçek durumu gizleyen anlaşmalı bir işlem bulunduğunun tespit edilmesi halinde, bu rayicin dikkate alınmayacağını öngörmektedir. Böyle bir durumda borsa rayici yerine, yabancı paranın gerçekte hangi bedelle alındığı esas alınarak değerleme yapılır. Bu düzenleme, değerlemenin gerçek ekonomik duruma dayanmasını sağlamaya yöneliktir.

Her yabancı para biriminin borsada bir rayici bulunmayabilir. Kanun bu durumu da öngörmüş ve borsada rayici olmayan yabancı paraların değerlemesinde hangi kurun uygulanacağının belirlenmesi görevini Maliye Bakanlığına vermiştir. Böylece uygulamada bir boşluk oluşmaması ve değerlemenin standart bir şekilde yapılabilmesi amaçlanmıştır.

Dövizli Alacak ve Borçların Değerlemesi

Yabancı paraların değerlenmesine ilişkin kurallar yalnızca kasadaki veya hesaptaki nakit yabancı paralarla sınırlı değildir. Kanun açıkça, yabancı para cinsinden olan senetli veya senetsiz tüm alacak ve borçların da aynı hükümlere tabi olduğunu belirtmektedir. Bu sayede işletmelerin dövizli ticari ilişkilerden doğan alacak ve borçları da dönem sonunda tutarlı bir şekilde değerlenebilmektedir.

Vadesi henüz gelmemiş olan ve senede bağlanmış yabancı para cinsinden alacak ve borçlar için kanun farklı bir uygulama imkanı tanımaktadır. Bu tür alacak ve borçlar, kanunun ilgili diğer maddelerinde belirtilen yöntemlerle değerleme günündeki kıymetine indirgenebilir. Bu, henüz vadesi dolmamış senetli işlemlerin bugünkü değerinin daha isabetli hesaplanmasına imkan tanıyan bir seçenektir.

Vadesi gelmemiş senetli alacak ve borçların bugünkü değerine indirgenmesi sırasında bir faiz oranına ihtiyaç duyulur. Eğer senette herhangi bir faiz oranı açıkça yazılı değilse, kanun bu durumda hangi oranın kullanılacağını da netleştirmiştir. Bu düzenleme, senette faiz oranı belirtilmemiş olması halinde değerleme işleminin belirsizlikten uzak, standart bir ölçüte göre yapılmasını sağlamaktadır.

Yatırım Teşviki Kapsamında Getirilen Yabancı Sermaye

Kanun, yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım yapacak olan tam mükellef sermaye şirketlerine özel bir düzenleme getirmiştir. Bu şirketlerin yurt dışından getirip sermaye olarak koydukları yabancı paraların, belirli bir süre içinde yatırım teşvik belgesi kapsamında harcanan kısmından doğan kur farklarının, pasifte özel bir fon hesabında izlenmesine imkan tanınmıştır. Bu sayede olumlu ve olumsuz kur farkları bu fon hesabı üzerinden takip edilebilmektedir.

Sermaye olarak konulan yabancı paralardan, öngörülen süre içinde harcanmayan kısmı için de kanun ayrı bir değerleme takvimi belirlemiştir. Bu tutarlar, ilgili hesap dönemlerine ait vergilendirme dönemlerinin sonuna kadar kayıtlı değeriyle izlenir; takip eden hesap döneminin sonunda ise genel değerleme hükümlerine göre değerlemeye tabi tutulur. Bu yaklaşım, henüz kullanılmamış sermaye paylarının izlenmesinde tutarlılık sağlamaktadır.

Resmî kaynaklar

Bu rehber kavramsal bilgi içindir; uygulamada güncel resmî metin ve işletmenizin tabi olduğu kurallar esas alınır.

Not: İçerikteki rakam ve süreleri işlem öncesinde güncel resmî kaynaklardan doğrulayın.