
Alacakların Değerlemesi ve Reeskont Esası
Vergi Usul Kanunu'na göre işletmelerin alacakları temel olarak kayıtlı değerleri ile, yani defterlere hangi tutarla geçirilmişse o tutar üzerinden değerlenir. Bu, alacakların değerleme gününde herhangi bir ek hesaplama yapılmaksızın muhasebe kayıtlarındaki haliyle dikkate alınması anlamına gelir ve değerlemenin başlangıç noktasını oluşturur.
Mevduat veya kredi sözleşmesine dayanan alacaklarda durum biraz farklıdır; bu tür alacaklar değerleme gününe kadar işlemiş olan faizleriyle birlikte hesaba katılır. Böylece sadece anapara değil, o tarihe kadar oluşmuş faiz tutarı da alacağın değerine dahil edilmiş olur.
Senede bağlanmış ancak vadesi henüz gelmemiş alacaklar için kanun bir seçimlik hak tanımaktadır. Mükellefler isterlerse bu alacakları değerleme gününün kıymetine indirgeyebilir, yani ileride tahsil edilecek tutarı bugünkü değerine çekebilirler. Bu işleme reeskont denir ve zorunlu değil ihtiyaridir.
Reeskont işlemi yapılırken hangi faiz oranının kullanılacağı da kanunda açıkça belirlenmiştir. Eğer senette bir faiz oranı yazılıysa bu oran esas alınır; senette herhangi bir faiz oranı belirtilmemişse bu durumda Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi kullanılır. Böylece hesaplamanın hangi referans değere göre yapılacağı net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Banka, Banker ve Sigorta Şirketlerinde Özel Durum
Banka, banker ve sigorta şirketleri gibi finans sektöründe faaliyet gösteren kurumlar için reeskont uygulaması diğer mükelleflerden farklı bir esasa bağlanmıştır. Bu kurumlar alacaklarını değerleme günü kıymetine indirgerken ya Merkez Bankasının resmi iskonto haddini ya da kendi işlemlerinde fiilen uyguladıkları faiz oranını kullanabilirler. Bu, sektörün kendine özgü faiz yapısını dikkate alan bir düzenlemedir.
Borçların Değerlemesi ve Alacak-Borç Reeskontunda Simetri
Borçların değerlemesinde de alacaklara paralel bir yaklaşım benimsenmiştir. Borçlar da kayıtlı değerleriyle değerlenir ve mevduat veya kredi sözleşmesine dayanan borçlar söz konusu olduğunda, değerleme gününe kadar işlemiş faizler borç tutarına eklenerek dikkate alınır. Bu düzenleme, alacak ve borçların değerleme mantığının birbirine benzediğini göstermektedir.
Vadesi gelmemiş senede bağlı borçlar için de reeskont imkanı tanınmıştır. Senette faiz oranı belirtilmişse bu oran, belirtilmemişse yine Merkez Bankasının resmi iskonto haddi esas alınarak borç değerleme günü kıymetine indirgenebilir. Bu sayede borç tarafında da alacaklarla tutarlı bir değerleme yöntemi uygulanabilmektedir.
Kanun, mükelleflerin keyfi davranmasını önlemek amacıyla önemli bir denge kuralı getirmiştir. Eğer bir mükellef alacak senetlerini değerleme günü kıymetine indirgeme yolunu seçmişse, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadır. Böylece sadece alacaklarda reeskont yapıp borçlarda yapmamak gibi bir seçicilik önlenmiş olur.
İlgili Yazılar
- Şüpheli ve Değersiz Alacaklar: Karşılık Ayrılması ve Değerleme (VUK 322-324)
- 2026’da Enflasyon Düzeltmesi Yapılacak Mı? Hayır, VUK Geçici 37
- Stok Değerlemesi: Maliyet Bedeli ve Emsal Bedeli (VUK 274-278)
Resmî kaynaklar
Bu rehber kavramsal bilgi içindir; uygulamada güncel resmî metin ve işletmenizin tabi olduğu kurallar esas alınır.